14 Mart 2013 Perşembe
giotto
üzerinde ''nichts schmeckt besser zum kaffee'' yazan, yurtdışından gelirken stok yaptığım, herkesten saklayıp gizli gizli yediğim, son paketini zor günlere (bkz: pms) sakladığım mucizevi şey. hakkında yazarken bile ihtiras uyandırıyor.
sinemada seyredilen ilk film
alt yazılı bir film olup anneye ''annee ben okuyamıyorum ne diyooo, şimdi ne dedi şimdi ne dedi'' diye böğürterek annemin buhran geçirmesine sebep olmuştur. miyop olduğumu anladığım filmdir.
(bkz: jurassic park)
(bkz: jurassic park)
carrier dna
entegre edilecek dna'nın hücreye alımını kolaylaştıran ve alım yüzdesini arttıran dna. ss-dna hücre duvarındaki reseptörlere bağlanıp hücre içine alınmazken, ds-dna hem reseptörlere bağlanıp hem hücre içine alındığı için ss-dna'dan daha az verimlidir.
plasmid dna
plasmid üzerinde taşınan ve genelde yabancı dna olarak başka bir organizmaya (e. coli, s. cerevisiae vs) entegre edilen dna.
(bkz: transformation)
(bkz: transformation)
liac transformation
saccharomyces cerevisiae hücrelerine yabancı dna entegre etmek icin kullanılan, verimi yüksek olan bir transformasyon yöntemi. liac/ss-dna/peg metodu olarak da bilinir. liac hücre duvarını porlu hale getirmek ve daha geçirgen yapmak için, peghücre duvarına plasmid dna'nın ve carrier dna'nın yığılması için, ss-dna (carrier dna) plasmid dna'nın hücreye girişini kolaylaştırmak için kullanılır.
''this protocol can be used to generate sufficient transformants in a single reaction to screen multiple yeast genome equivalents for plasmids that complement a specific mutation. it can also be used to transform integrating plasmids, dna fragments and oligonucleotides for yeast genome manipulation. finally, it is used to optimise the conditions for transformation of a particular yeast strain, for example, the transformation of a plasmid library into a two-hybrid yeast strain transformed with a bait plasmid by the rapid transformation protocol. the high efficiency protocol can also be employed to transform a yeast strain simultaneously with two different plasmids, such as the two-hybrid bait and prey plasmids.''
''this protocol can be used to generate sufficient transformants in a single reaction to screen multiple yeast genome equivalents for plasmids that complement a specific mutation. it can also be used to transform integrating plasmids, dna fragments and oligonucleotides for yeast genome manipulation. finally, it is used to optimise the conditions for transformation of a particular yeast strain, for example, the transformation of a plasmid library into a two-hybrid yeast strain transformed with a bait plasmid by the rapid transformation protocol. the high efficiency protocol can also be employed to transform a yeast strain simultaneously with two different plasmids, such as the two-hybrid bait and prey plasmids.''
sinek öldürme yolları
bir bilim adamıysanız ve meyve sineği drosophila ile çalışıyorsanız toplu kıyım en güzelidir. şöyle ki:
inkübatörden sinekler alınır, besi yerlerinin içine bir güzel karbondioksit verilir. bayılan sineklerimiz her türlü muameleye uygun hale gelir. ileride işimize yarayacak olanları başka bir besi yerine alındıktan sonra geri kalanı morg denilen ethanol şişesinin içine boşaltılır. çabuk ve acısız bir ölümdür, bizi kesmez!
bir diğer yol ise bayılttığımız sineklerin önce başını, sonra abdomenini ve thoraxını özel makaslarla mikroskop altında kesmektir. kesilen vücut parçalarının hepsi ayrı birer eppendorfta toplanır, bir yandan da ''head and shoulders, knees and toes; knees and toes!'' söylenir.
bilimsel olmayan yolu ise elinizden kaçan sersem sinekleri önlüğünüzün koluyla ezmektir, doyum olmaz.
inkübatörden sinekler alınır, besi yerlerinin içine bir güzel karbondioksit verilir. bayılan sineklerimiz her türlü muameleye uygun hale gelir. ileride işimize yarayacak olanları başka bir besi yerine alındıktan sonra geri kalanı morg denilen ethanol şişesinin içine boşaltılır. çabuk ve acısız bir ölümdür, bizi kesmez!
bir diğer yol ise bayılttığımız sineklerin önce başını, sonra abdomenini ve thoraxını özel makaslarla mikroskop altında kesmektir. kesilen vücut parçalarının hepsi ayrı birer eppendorfta toplanır, bir yandan da ''head and shoulders, knees and toes; knees and toes!'' söylenir.
bilimsel olmayan yolu ise elinizden kaçan sersem sinekleri önlüğünüzün koluyla ezmektir, doyum olmaz.
lamina
''the nuclear lamina, which lies just inside the inner nuclear membrane, is a complex meshwork of multiple proteins, including the type v intermediate filament lamins a, c, b1 and b2. the nuclear lamina has roles not only in the maintenance of nuclear shape and structure, but also in transcriptional regulation, nuclear pore positioning and function, and heterochromatin organization. these non-structural functions are thought to be mediated through the direct binding of the lamina to both chromatin and a range of nuclear envelope proteins and transcription factors.''
brian c. capell and francis s. collins , nature reviews 2006
brian c. capell and francis s. collins , nature reviews 2006
farnesylation
farnesyltransferase tarafından belirli proteinlere farnesyl parçalarının eklenmesi. proteinleri daha hidrofobik hale getirerek hücre zarına ya da laminaya gömülmelerini sağlar. aşırı derecede protein birikmesi laminanın şeklini bozabilir.
hutchinson gilford progeria
moleküler mekanizma olarak anlatılırsa: nükleer lamina proteinlerinden lamin a'nın genetik diziliminde mutasyon olmasından dolayı ikinci kesiliminin yapılamaması (bkz: processing) sonucu nükleer laminada birikmesi ve nükleer laminanın şeklini bozmasından dolayı oluşan hastalıktır. çeşitli progerialar olsa da hgps'te ilk belirtiler bir yıl içinde görülür, onlu yaşlarda da ölümle sonuçlanır. ayrıca:
(bkz: progeria)
(bkz: farnesylation)
(bkz: lamina)
(bkz: progeria)
(bkz: farnesylation)
(bkz: lamina)
gözlüğünün sapını ağzına alan kadın
gözlüğü uzun süre takmaktan dolayı üzerinde oluşan ter-tuz karışımı maddenin tadına bakmış olan kadındır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)