14 Mart 2013 Perşembe

bahçede

pek populer olmayan, bu yüzden de içinize sine sine dinleyebileceğiniz şarkılardandır. sertab'ın duru sesini duyabilir, belki ruhunun çıplaklığını da görebilirsiniz. alır götürür sizi gizli bir bahçeye, orada kendi anılarınıza sarınır, sislerin arasından ateş böceklerini izlersiniz.

bahçedeki dolunayla, laldeki hilal ay, şişedeki lal ile istanbul istanbul olalıdaki kırmızı yer gök birbirine karışır sonra, dalar gidersiniz.

...kendime benzettim yanışlarını

rindlerin akşamı

babam, gençliğinde söyler söyler ağlarmış.
bir yaz gecesi, demlenme ortamında söylemesi için istek geldiğinde, aralarda ''dınıdınınım'' diye girip şarkıyı mahvetmişliğim vardır, sırf gözlerimdeki yaşlar belli olmasın diye.

biten çubuk kraker poşetinin içinde kalan tuz

bunun bir de susam versiyonu vardır ki, susamlı çubuk kraker yiyen arkadaşın paketine dik dik bakılır ve '' dibini yiyecek misin?'' denir, arkadaş bir iç çekip paketi ellerinize teslim eder. sonrası fondip!

cri du chat sendromu

beşinci kromozumun kısa kolunda ((bkz: petite arm)) meydana gelen bir silinmeden dolayı oluşan hastalık. 46,-5p olarak gösterilir, kısmi monozomiye bir örnektir. larinks ve glottis anomalilerinden dolayı yeni doğanın ağlaması kedi miyavlamasına benzer, hastalığa ismini bu durum vermiştir.
silinmeyi taşıyan fetüslerde 50.000'de 1 canlı doğum şansı hesaplanmıştır. silinmenin kapsadığı alanın büyüklüğü hastalığın etkilerini de değiştirir, daha büyük silinmeler daha şiddetli etkilere ve daha kısa hayat süresine yol açar. yine de hastaların bir çoğu iyi bakımla konuşmayı, sosyal ilişki kurmayı ve kişisel bakımlarını yapmayı öğrenebilir.

türklere sorulan salak sorular

türkiye hakkında az çok bişeyler bildiğini zannettiğiniz ve daha bir kaç gün önce seçimlerin değerlendirmesini yaptığınız laboratuar teknisyeni ve patronunuzla aranızda şöyle bir konuşma geçerse ''evet bunlar salak'' diyebilirsiniz rahat rahat!

m: meriadoc
p: patron
t: teknisyen

p: futbolu sever misin?
m: aa tabi (hemen kikirder)
p: peki söyle bakalım almanya'dan hangi takımları biliosun?
m: bla bla bla(sayar üç beş tane, başta bayern munich olmak üzere)
p: ...(suratını asar, bayern munich'e gıcıktır çünkü)
p: türkiye'de de galatasaray var di mi?
m: evet, hatta super kupa'yı kazandık! (oley be bizim takımı bildi adama bak)
p: peki sen oynuyo musun futbol?
m: oynuyorum tabi arada, erkeklerle oynaması zevkli oluyo hem, kızsınız diye bişi yapamıolar siz onları rahat rahat tekmeliyosunuz ama(iyice gevşekleşir)
p: peki türkiye'de kadınların futboldaki durumu nasıl?
m: mmmh kadın takımları var ama çok başarılı değiller, amatör takımlar ya da alt lig ayarında takımlar var.
t: ama, oynamaya izinleri var mı? (tam olarak ''are they allowed'')
ben daha bişey diyemeden
p: bekle bekle, türkiye islam cumhuriyeti değil ki!
m: ... (mavi ekran)
t: ama yine de izinleri var mı? (bak hala konuşuyo!)
m: (kendini toparlar) tabii ki islam cumhuriyeti değil, ne diyorsunuz siz!
t: ama örtünmek zorunda değiller mi?
m: pekala, ben giymiyorum mesela!
t : ama...
m: örtünmek zorunda değilsin, kendi tercihine ve inancının kuvvetine bağlı bişey vs.
t: ... (ikna olmaz)

acı olan bunu söyleyebilen kadının okuduğu gazetede haftanın en az iki günü türkiye ile ilgili haberlerin çıkmasıdır. 
(bkz: bsg)

islamcılar kazandı terk ediyorum

bu ülke ne ''ya sev ya da terket'' ülkesidir ne de ''korktu, kaçıyor'' ülkesi. sevebilirsiniz, sevmeyebilirsiniz, eleştirebilirsiniz, kalabilirsiniz, gidebilirsiniz. ne kalanın gidene, ne de gidenin kalana laf söylemeye hakkı vardır zannımca. gidenin ne koşullarda gittiğini, aklını mı kalbini mi arkasında bıraktığını bilemez çünkü kalan. kalmanın da gerektirdiği fedakarlığı bilemez giden. ''ülkesine borçlu'' diyorsunuzdur belki ama ne borcu? bugünlerde çok sık konuştuğumuz vatan borcu mu mesela, birilerinin içi yanarken birilerinin kan kustuğu? bırakın herkes kendi hesaplaşmasını kendi içinde yapsın, giden de selametle gitsin kalan da selametle kalsın. ki bence gidenlerin çoğu bu ülkeyi kalanlardan daha çok seven ve günden güne mahvoluşunu görmeye dayanamayanlardır. digerlerinden korkarak yaşamanın hiç tadı yok çünkü...

yer yarılsa da içine girsem denilen anlar

yağmurdan dolayı yerler ıslanmış, basamaklar kayganlaşmıştır. bir yandan yürüyüp bir yandan arkasına dönüp dönüp arkadaşlarına laf yetiştiren meriadoc basamaklardan çıkmak durumunda kalır. ve adımını attığı gibi kendini önünde yürüyen çocuğun bacaklarına sarılmış olarak bulur. çocuğun bir bakışı vardır ki oyy. günün geri kalanı mecburen ''ya söyleseydin bari çocuğa onu sevdiğini, ayaklarına kapanmana gerek yoktu''ları dinlemekle geçer.

silikon tabancası

inşaat mühendisi baba sayesinde evin içinde bulunan matkapdübel, çeşitli boyda çiviler ve yıldız tornavida gibi devasa alet çantası ıvır zıvırlarındandır. en olmadık zamanda pencerelere silikon çekmeyen karar veren babanın çırağı ilan edilip bu tabancayla tanışabilirsiniz. tabancadan çok devasa bir şırınga biçimli olup silikon denen meret sayesinde leş kokar. işe yaradığını gördüğüm nadir alet edevattandır, özellikle matkabın tarafımdan deniz kabuklarını delip kolye yapmada kullanıldığını düşünürsek. 
bu çıraklığın bir de elektrik prizinin yerini değiştirmeye çalışan babaya yardım versiyonu vardır ki düşük dozda elektrik şokuyla sonlanmıştır.

gereksiz antibiyotik kullanımı

sorumlusu hastalığınızın ne olduğuna gerekli testleri yaparak değil, ezberden karar veren çok bilmiş (!) doktorlardır. gribim dersiniz, dayarlar size 1000 mg antibiyotiği, ooh sen sağ ben selamet. şunun bilinmesi gerekir ki; antibiyotikler bakterilere etki ederler, virüslere değil. bu zihniyetteki doktorlar yüzünden henüz yedi yaşındayken alerjisi olduğu bir türlü tesbit edilemeyen ve kafadan yaklaşık 50 antibiyotik iğnesi vurulan kardeşimin bağışıklık sistemi bir daha iflah olmamış, genel olarak ise özellikle gram negatif bakteriler piyasadaki antibiyotiklere karşı direnç kazanmıştır.

susam

henüz anne karnında olan müstakbel yeğenin takma ismidir efendim. adına çoktaan karar verilmiş olsa da inatla bize söylenmemekte, susam bey olarak lanse edilmektedir. kendisinin doğumu yaklaştığından dolayı doktor olan babası tarafından katı kurallar konulmuş, fotoğraflarının ifşa edilmesi yasaklanmıştır. oysa ben kendisinin yumuk yumuk ilk fotoğraflarını çekip deviantartta sergileme niyetindeydim. bu isteğim hain bir yasayla ertelenmiş olsa da, yasanın kendisini ifşa edip ne kadar zor koşullar altında teyzelik görevimi yerine getirmeye çalıştığımı belirtmek de yasak değil ya! bir de mail atmışlar kuralları, yeni nesil bir garip olmuş azizim.

susam bey hakkinda uygulama yonetmeligi

asagidaki kurallar, henuz gercek adi kesinlesmemis olup, bugune kadar 
annesi tarafindan konmus "susam" lakabi ile anilan ve aralik 2007 ayi icerisinde aramiza 
katilacak beyfendi icin gelistirilmistir.

1. susam beyin izinsiz olarak fotografini veya video goruntusunu cekmek kesinlikle yasaktir.

2. gerek izinsiz cekilen, gerekse izinli cekilmis goruntu yada fotograflarinin, 
yayinlanmasi, paylasilmasi, tanidik - tanimadik herhangi birine gonderilmesi veya
burada sayilmamis herhangi bir baska amacla internet ortamina tasinmasi kesinlikle 
yasaktir. buna, mail, kisisel bloglar, youtube, facebook ve benzeri ortamlar ile 
adi sayilmamis tum sanal ortamlar dahildir.

3. son 1 yil boyunca, devamsizliktan kalanlarin, susam'i ziyaretleri, aile reisinin iznine taabidir.

4. devamsizliktan kalanlar, istedikleri an, evimizi sinirsizca ziyaret edebilirler, 
ancak yukaridaki ilk 3 maddeye uymalari zorunludur.

5. hastaneden baslamak uzere, eve gelenler de dahil olmak uzere suam beyi gorebilecek 
pozisyona kadar yaklasan herkesin uzeri aranabilir, gerekirse cesitli donanimlarina 
gecici olarak el konabilir.

6. kurallara uymayanlar, tesadufen, teknik takip ile, istihbarat, ihbar, ispiyon ve benzeri her 
hangi bir yolla tespit edilebilirler. 

7. kurallari cigneyenleri aileye bildirmek (ispiyon etmek) arti puan olarak degerlendirilecektir.

8. kurallari cignedikleri tespit edilenler, kafamizda bold-kirmizi renkle boyanarak 
isaretlenecekler ve yakalandiklari kendilerine teblig edilecektir.

9. kurallara uymadiklari tespit edilenler, ilk defasinda 1 aylik, ikincisinde 3 aylik, 
ve ucuncusunde 30 yillik (otuz yil) veto yiyeceklerdir.

10. vetonun ne anlama geldigi ve ne sekilde uygulanacagi, aile reisine baglidir.

11. yonetmeligin uygulamasindan baba sorumlu ve yetkilidir.

12. annenin gafletinden ya da yumusak basliligindan faydalanarak
yasaklari delmeye kalkismak, sonuc alamasa dahi iki kat cezalandirilir.

13. bu yonetmelik, oncelikle ailelerin 45 yasin altindaki tum 
uyeleri icin gecerlidir. bu yonetmelik ayrica, aile fertlerinin yakin - uzak tum akraba, 
hisim, kuzen ve / veya benzerileri ile arkadaslarini ve arkadaslarinin arkadaslarini da 
kapsar.

14. bu yonetmeligin dagitimindan, anne sorumludur. 48 saat icinde ilgililerin
tumune ulastrilmasi icin 08.12.2007 tarihinde kendisine iletilmistir.

15. bu yonetmelik, yururlukten kaldirildigi bildirilinceye kadar gecerlidir.