yeni başlayanlar için evrim
sol alt köşe, lol :D
OMG LOOK AT THIS FABULOUS GUY!
aynısını bu kadın için de söylemek mümkün tabii, have the look sitelerinden ipuçlarını rica etsek?
sokakta bu adamla karşılaşsak?
kendim için bişey istiyosam namerdim.


Hrant Dink davasının birinci yılında; bir gün sokakta yürürken sırtımızdan vurulacağımızdan ya da bir anda sorgusuz sualsiz evimizden alınıp götürüleceğimizden korkarak yaşamak istemediğimiz için; bu ülkenin azınlığının da, aydınının da insan olduğunu, bu ülkede adalet olduğunu görmek istediğimiz için; gelecek hayalleri kurarken en güzel yerinde ''ama ileride yaşanmaz olur bu ülke'' diye burkulmamak için artık adil ve açık bir şekilde sonuçlanmasını bekliyoruz . çünkü diğerlerinden korkarak yaşamanın hiç tadı yok.
çağrı metni:
"1 yıl oldu... ne oldu?arkadaşımız hrant dink 19 ocak 2007 cuma günü öldürüldü.adalet istedik.hrant'ın öldürülmesinin üstünden 535,katilin yakalanmasının üstünden 534 gün,ilk duruşmadan bugüne 1 yıl geçti.535 gün, beş duruşmada bir adım yol alınmadı.adalet istedik.o.s., ogün samast'a dönüştü; planlı pusunun hikayesi ekranlarda anlatıldı.adalet istedik.er ya da geç ortaya çıkacağını umduğumuz gerçeklerin adalet tarafından da görülüp anlaşılması ve değerlendirilmesi için ne kadar daha beklemek zorundayız?aklımızda canımızı acıtan birçok soruyla, ilk kez kamuya açık gerçekleşecek olan hrant dink'i katledenlerin yargılandığı davayı izlemeye gideceğiz.hrant için, adalet için yine mahkemede olacağız.biz susalım istediler. susmadık. vazgeçmedik.susmuyoruz, vazgeçmiyoruz.adalet istiyoruz.adaletin tecelli edeceğine şahit olmak istiyoruz.hrant için, adalet için toplanıyoruz.hrant'in arkadaşlari7 temmuz'da, beşiktaş iskelesinde, saat 9.30'da."











özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında hastalık olarak görülmüş, şişman olanlar bi şekilde temel toplumsal ihtiyaçlarından mahrum bırakılmış, kenara itilmişlerdir. günümüzde ise, şişmanlık farkındalığı ve kabullenmesi olarak adlandırabileceğimiz, şişmanlara daha toleranslı davranma başgösterdi, ancak tam tersine zayıflara ''çok zayıf, kesin hasta, anoreksik'' yaftaları yapıştırılıyor. italya'da moda haftalarında 34 beden mankenlerin genç kızlara kötü örnek olması sebebiyle boykot edilmesi bunun başlangıcıydı.
ancak bir bilim insanı ve son zamanlarda obezite üzerine araştırma yapan biri olarak söylemeliyim ki, hastalık ile bir insanın metabolizmasının, kemik yapısının toplamı olarak oluşan görünümünün ayrımına varmak gerek. obezite ve anorexia vücuttaki mutant hormonların /genlerin yanı sıra beslenme alışkanlıkları ve bedensel aktiviteler sonucunda oluşmakta. deneylerde, vücudunda beslenme ve enerji mekanizmalarında görev alan proteinleri mutant olan ve potansiyel obez olabilecek farelerin, düzenli beslenmeyle obez olmadıkları kanıtlanmış. ancak, insanlara doğru beslenme ve doğru egzersiz yollarını öğretmek ve toplumu bununla ilgili bilinçlendirmek yerine, obeziteyi (ki amerika'da obezite için yeni çağın kanseri denmekte) ya da daha doğru bir deyimle aşırı kiloluğu meşru kılacak, ancak zayıflığı kötüleyecek yöntemler seçilmekte. bence bu da toplumu ikiye bölmenin yollarından biri.
bilinçli olarak kusarak, psikolojik ya da hormonal nedenlerden dolayı anoreksik olmak başka bir şey, düzenli beslenerek ve spor yaparak, ya da hızlı bir metabolizmadan dolayı zayıf olmak başka bir şey. o yüzden zayıfları anoreksik diye yaftalama modası en az şişmanlara vebalı gibi davranılması kadar mide bulandırıcı. normalde zayıfsanız, kendi bedeninizi tanıyor ve kilo aldığınızı, metabolizmanızın değişmeye başladığını hissedip ''yaa kilo aldım ben'' diyorsanız, ''şuna bak kilo almışmış kime diyosun sen be'' diye cevaplar almak bir o kadar da can sıkıcı. çünkü türkiye'de insanlar kendi bedenlerini tanımak yerine, kendilerini başkalarıyla karşılaştırarak zayıf/şişman/çirkin/güzel oldukları kanısına varıyorlar. ve karşılarındaki insanı bir şekilde ezerek tatmin edebiliyorlar kendilerini ancak. buna yine normalde zayıf olan biri kilo alınca ''götün kocaman olmuş'' demek de dahil.
ha şişmanlar bunu yıllarca çekti, biraz da zayıflar çeksin de diyebilirsiniz. modern yaşamın gereği zannettiğimiz ancak reklamların sürekli zihnimize pompaladığı kadın imajı var yıllardır bir yanda da. bu yüzden bütün o botoxlar, 34 beden olucam diye yapılan şok diyetler, yaz sezonu bitince geri alınan kilolar. ve bunların yanında bu resme uymayan insanların aşağılanması, aşık olma haklarının bile ellerinden alınması. ancak dediğim gibi bütün bunların arkasına saklanmak çare değil, çünkü şişmanlık yaşlanmayla beraber eklem yıpranması, kolesterol ve kalp rahatsızlıklarını da beraberinde getiriyor. ortaokul yaşlarındaki bir çocuğun kola içerek aldığı haftalık şeker miktarı orta boy bir kavanozu doldururken, ya da hayatımızda dürüm adana yanında diyet kola içip, ''ay şekerim su içsem yarıyor ne yapayım'' diyen insanlar varken hala, bunların arkasına saklanmak komik geliyor.
hastalıkla, sudan sebepleri bir kenara ayırıp, kendi bedenlerimizle barışmanın vakti geldi. çünkü ancak sağlıklı vücut, kaç kilo olursa olsun güzel ve verimli.

http://www.independent.co.uk/...sed-to-it-802611.html