11 Ağustos 2008 Pazartesi

abhazya: nedir, ne değildir?


abkhazia declared independence from georgia in 1999, but tbilisi continues to regard it as a breakaway region. situated in the north-western corner of georgia with the black sea to the south-west and the caucasus mountains and russia to the north-east, abkhazia was once known as a prime holiday destination for the soviet elite. abkhazia's battle for independence from georgia since the collapse of the ussr has reduced the economy to ruins. the only things to thrive are the atmosphere of instability and russo-georgian rivalry for influence. once part of the ancient greek and roman empires, abkhazia adopted christianity in the sixth century. with the rise of the ottoman empire 500 years later, islam gained increasing influence. the ethnic abkhaz people have close historical, linguistic and cultural ties with the peoples of the russian north caucasus which put up fierce resistance to moscow's expansionism in the first half of the 19th century.


abkhazia was incorporated into the russian empire in 1810 as a protectorate and finally annexed in 1864. many abkhaz fled and many russians and georgians arrived in the years which followed.

after the bolshevik revolution in russia, abkhazia gained a measure of autonomyuntil stalin, who liked to holiday there, incorporated it into georgia in 1931.

it was still called an autonomous republic but there was very little sign of genuine autonomy while stalin was alive. georgian became the official language and the abkhaz language and cultural rights were repressed. many georgians were resettled there. the repression eased substantially after khrushchev came to power in the kremlin.

at the time of the collapse of the ussr in 1991, less than a fifth of the people of abkhazia were ethnic abkhaz while the rest of the population was made up largely of georgians.

when georgia became independent, supporters of a break with tbilisi in favour of independence and closer ties with russia became more vociferous. tension rose and in 1992 georgia sent troops to enforce the status quo.

in late 1993, they were driven out amidst fierce fighting. several thousand people were killed. thousands became refugees.

abkhazia adopted a new constitution in 1994 and formally declared independence in 1999. it has never been recognised by a single country and the price has been high indeed. an economic embargo remains in force and abkhazia is isolated in just about every sense of the word except from russia which maintains a border crossing and has re-opened the railway line to sukhumi.

moscow has further infuriated tbilisi by making it easy for people in abkhazia to gain russian citizenship. most now hold russian passports.


georgia insists, and many observers tend not to disagree, that russia supported the campaign to expel georgian forces in 1993. incongruously, the abkhaz forces also had help from chechen fighters, their traditional caucasus allies and at the same time the sworn enemies of moscow.

the rivalries became still more complex in 2001 when the kremlin accused tbilisi of allowing chechen fighters to take refuge from russian forces in the pankisi gorge, home of their kinspeople, the kists. anyone criticised by russia is likely to rise in chechen estimation. the accusation forged a new chechen bond with georgia.

moscow agreed in 1999 to the closure of its base at gudauta in the conflict zone, pledging that henceforth it would be for the sole use of peacekeepers. georgia still alleges that it is used to offer military support to pro-independence forces and, because it says it has been unable to gain access to inspect it, still expresses doubts about whether the base is genuinely used purely for peacekeeping purposes.

the fragile peace is maintained by un military observers and cis, in effect russian, peacekeepers. the un patrols the buffer zone which keeps the abkhaz and georgian sides apart. there are sporadic shootings and kidnappings with the potential for violent explosion never far beneath the surface.

the strategic kodori gorge is the only part of abkhazia over which georgia retains partial control. tbilisi sent forces there in summer 2006 to disarm a rebel group. there was fury in sukhumi when it also announced plans to set up what it described as a "legitimate government" of abkhazia there.

un efforts to mediate have got nowhere. abkhazia, turning increasingly towards moscow, insists there can be no settlement until georgia recognises its independence, something which tbilisi has sworn it will never do. there is no sign that a way out of this volatile impasse will soon be found.

abhazya'yı bu kadar desteklerken çeçenistan'ı unutuvermek de diasporanın bir ayıbı olsa gerek.

---
savaşta hayatlarını kaybedenlerin fotoğrafları. derler ki kocaman bir odanın duvarları yerden tavana kadar bunlarla doluymuş.

9 Ağustos 2008 Cumartesi

şhatzsipem yibjığure sermuğo


en az iki senedir öngörülen, ancak türkiye'nin üzerini uzun zamandır itinayla örttüğü gerçekler üzerine kurulu olan bir soykırım adayı yaşanmakta olan savaş.

başlangıcı tabii ki büyük kafkas göçüne ve kafkasya'nın yerle bir olmasına dayanır. sonrası ise sovyet rusya'nın dağılmasından sonra, gürcistan'ın ilelebet abhaz toprağı olmuş abhazya'yı kan dökerek kendi toprağına katması, yıllar sonra bağımsızlığını ilan eden abhazya'ya ambargo uygulaması, büyük göçten sonra kalan bir avuç halkın fakirlikten kırılması, gürcistan'ın bölgede çoğunluk sağlamak için abhazya'ya sürekli gürcü göçü sağlaması. rusya'nın bağımsız birleşik kafkasya planlarını çökertmek için abhazya'yı desteklerken kabardey ve balkarlara ve adigeye aba altından sopa göstermesi, çeçenistanı kırıp geçirmesi. bütün bunlara rağmen milyonlarca adige, çeçen ve abhaz kökenli vatandaşı olan türkiye'nin parmağını kıpırdatmaması.

kaçınız abhazya devlet başkanı'nın türkiye ziyaretinin türkiye tarafından tek taraflı olarak iptal edildiğini, engellendiğini biliyor?

kaçınız gürcistan başbakanının odtü'de yaptığı konuşmada 'iki sene içinde abhazya'ya gireceğiz ve tek bir abhaz'ı sağ bırakmayacağız' dediğini duydu?

türk medyası sağır, kör ve dilsiz çünkü.

ve aradan iki yıl geçti, kanlı zamanlar gelip çattı. önceliği belki de daha kolay lokma olarak gördüğü güney osetya'ya verdi gürcistan, ardına mutlaka abhazya'yı koymak üzere. rusya gürcistan'ı silmeye çalışırken ' kuzey osetya'dan ve abhazya'dan insanlar gürcistan'a karşı savaşmak için güney osetya'ya gidiyorlar, tabii ki bunları engelleyemeyiz' diyor; o insanların ölüme yürüdüğünü bile bile. lanet olsun ki benim ülkem gürcistan'a yardım yapıyor, daha kendi sokaklarında bombaların patlamasını engelleyemezken. orada kanımdan insanlar ölüyor, ve benim gördüğüm tek şey gürcistan'ın da, rusya'nın da, türkiye'nin de kirli yüzü oluyor.

kara tohum ekilmiş kafkasya topraklarına, atalarımızın topraklarında rahat uyumasına izin vermediler, bundan sonrakileri de toprak altına sokmadıkça rahat etmeyecekler anlaşılan.

ve sen uzaktan bakan, sonradan bağımsızlığını ilan edenler sömürge olmaktan başka bir şey elde edemezler diyen:
ne oraya ne buraya ait olamamayı, gitmek istesen de gidememeyi, kalırken bir türlü rahat bırakılmamayı, vatan derken yutkunamamayı, geleceğinin belirsiz olmasını, en önemlisi annenin, anneannenin konuştuğu dili konuşamamayı bilir misin? bağımsızlık o insanlar için tutunacak bir dala sahip olmak demek.



şhatzsipem yibjığure sermuğo..ayy..ayy jii.. de 'tzux tıfagodamuğo..wordijeledaxexer sermuğo duney..ayy..hadeuv gıthoaşejmuğo..

saçımızın sayısında insan kaybettik zavallı biz..ayy..ayy de..senin gibi genç delikanlılarımızın zavallı dünyam..cesetlerini getirdik...


1 Ağustos 2008 Cuma

sleepin with the enemy


yatağa yatar da uyumadan önce bir süre hayallere teslim edersin ya kendini, benim hayallerimin orta yerinde aklıma deneylerim geliyor, sonra bi bakmışım ohoo westerni nasıl yapsam, laba saat kaçta gitsem, ilk antibodyi koyduk ikinciyi hangi solüsyonla koysak, dalmış gitmişim. (hiç bir şey anlamadığınızı biliyorum) ayrı bir hırs ve çalışma azmi gerektiyor şu bilim dedikleri, ve kısmen mazoşistçe olsa da ayrı bir zevk veriyor.

bugün bizim labdan birinin doktora tez savunması vardı, sunumunu biz de izledik. ve fark ettik ki ADAM HER ŞEYİ YAPMIŞ! bir gen var diyelim, önce bunu susturmuş, yükseltmiş, yanına başka genler eklemiş fonksiyonunu bulmuş. sonra çeşitli virüslerle ilişkilerine bakmış. bir de bunları çeşitli zaman aralıklarında yapmış. sonra bu geni rna düzeyinde incelemiş, yetmemiş proteinlere bakmış hangi proteinleri etkilediğini bulmuşlar. sonra bu etkileşimlerden olası hücresel mekanizmasını çıkarmışlar. bunu da tek bir türde değil, farklı farklı türlerde denemişler. bahsettiğim çalışma 5 senenin ürünü. ve 5 sene boyunca aynı azmi, hırsı, çalışma düzenini korumayı gerektiriyor. bunları izleyince içimde dalga dalga bişey yükseldiğini hissettim : ben de istiyorum! sunumdan sonra hocalar değerlendirmelerini yaptılar, biz de biraz sohbet edebilme olanağı bulduk. özellikle yurdışında geçirilen doktora döneminde, zaten başka uğraşın olmadığı için günün 16 saati çalışmakla geçiyor, geçmeliymiş. üstelik moleküler biyoloji o kadar hain ki, aylarca süren çalışmanız bir anda çöpe gidebilir. meğer kontaminasyon varmış, meğer aynı yerde band veren protein başka proteinmiş, daha fenası vektörde, kültürde mutasyon olmuş... anlayacağınız deneyler çıkmayınca depresyona girmek, geceleri uyuyamamak, aynı azmi yıllar boyunca sürdürememek işten bile değil.

işte böyle zamanlarda insanın aklından geçiyor her şeyi bırakıp gitmek. elif şafak siyah süt romanında post natal sendromu anlatmış olabilir ama benim o kitaptan anladığım bir kadın olarak başarılı bir iş hayatının aile ve çocuklarla sürdürülüp sürdürülemeyeceği tartışmasıydı. 16 saatin neresine sığacak aile, full time annelik? içten içe biliyoruz aslında böyle kariyer olmayacağını ancak gece kariyerine sarılıp uyuyamaz insan.. yine de belli bir noktaya gelinceye kadar her şeyi bırakıp gitme isteği var içimde, döndüğümde herkes yerli yerinde duruyor olsa bir de.

---

türkiye'deki insanların bilimsel düşünceden uzaklığı zaman zaman tepemi attırıyor. bu konu hakkında yazacağım ancak sinirli kafayla olmaz. o zaman güzel haberler verelim:

Houston doctors say they may have found a way to destroy HIV


ne kadar yorucu, üzücü, ömürden yiyici de olsa böyle sonuçlar almak işte, o en büyük zevk, ve bütün o kapalı sığ düşünceli insanları unutturuyor. siz blog okuyup forward mail yollamaya devam edin, bu dünyada güzel şeyler de oluyor.